Ülkemizde sanayinin gelişmesi ve hızla artan nüfus nedeniyle oluşan doğal kaynaklarımız olan toprak ve su kirliliği ile dere göl gibi su yataklarının kuruması, verimli toprakların çoraklaşması alınan tüm önlemlere rağmen engellenemeyip kullanılamaz hale gelmektedir.
Bulaşıcı hastalıkların çoğu kirli sulardan kaynaklanmakta ve su ile
yayılmaktadır.
Su deposu temizliği 3 ve 6 aylık periyotlar ile
yaptırılması zorunlu bir hizmettir.
Bu hastalıkların yayılma yollarından biri olan temizlik su deposu ve tüm iç
yüzeylerinin sağlıklı hale getirilmesi suyun depo içerisinde daha steril
muhafaza edilmesine yardımcı olmakta ve patojen mikroorganizmaların üremesini
engellemektedir.
Dünya Sağlık Örgütü, her yıl iki milyondan fazla
insanın su ile bulaşan hastalıklar yüzünden öldüğünü açıklamaktadır.
Burada önemli olan toplumdaki her bireyin çevre sorumluluğuyla hareket etmesidir
Özellikle toplum sağlığını etkileyen yaygın salgın hastalıkların oluşmasında ilk etken olan septik kanalizasyon suları, bir şekilde arıtılan kullanma ve içme sularına ya da kırsal alanlarda kullanılan kuyu suyu gibi kaynaklara sızması ile gerçekleşmektedir.
Özellikle kuyu sularının zararlı patojen bakteri yükü çok fazladır.
Dezenfeksiyonun etkili olabilmesi için dezenfektanın sudaki mikroplarla tam temasının sağlanması gerekir. Ancak özellikle kanalizasyon atıklarındaki patojenler sudaki katı maddelerin içine girerek dezenfektanlardan kurtulabilmektedirler.
Bu nedenle içme suyu olarak kullanılacak sularda bulanıklığın düşük değerlerde olması istenir.
Su depolarının temizliği ve dezenfeksiyonu uzun
süre yaptırılmadığında suyla taşınan organik ve inorganik maddeler çoğalarak
patojen bakteri ve virüslerin üremesine, 48 saat gibi bir sürede binlerce
bakterinin oluşmasına sebep olup suyun kesinti zamanlarında kullanımı salgın
hastalıklara yol açabilmektedir.
Bu hastalıklar çoğunlukla bağırsaklarda ve kan
dolaşımında enfeksiyonlara neden olan koliform grubu bakterilerdir. Bunlar
tifo, kolera, çocuk felci, sarılık hepatit A dizanteri gibi ağır seyreden ve
ölümcül olabilen hastalıklardır.
Temizlik su deposu nasıl yapılmalıdır, nelere
dikkat edilmelidir, kısaca aktaracak olursak, öncelikle bir randevu günü
belirlenir, temizliğin yapılacağı gün depodaki suyun tahliye edilerek gelen
teknisyen personelimize boş teslim edilmesi gerekmektedir.
Teknik ekip tarafından tüm İş Güvenliği
önlemlerini aldıktan sonra depoya giriş yapılır. İlk olarak depo zemin ve yanal
duvarları uygun bir dezenfektan yardımıyla basınçlı kompresörler ile yıkanır,
depo zemininde oluşan kirli tortu, su, dalgıç pompalar yardımıyla dışarı
tahliye edilir, depo iç yüzeyi tekrar dezenfekte edilerek belirli bir süre
bekletilir, gerekirse manuel uygulama yapılır, son bir durulama yapılarak
dezenfeksiyon işlemi sonlandırılır.
Temizlik su deposu şamandra ve tüm aksamları
kontrol edilerek arıza ve bir eksik var mı müşteriye anlık bilgi verilir. Son
olarak Sağlık Bakanlığı denetlemelerinde 6 aylık geçerli servis hizmet formu
yapılan tüm teknik işlemleri içerecek şekilde doldurulup müşteriye teslim
edilir.
Su deposu temizliğinde çeşitli dezenfektanlar
kullanılmaktadır, bunlardan uygulama kolaylığı ve düşük maliyeti ve yüksek
oksitleme özelliği sayesinde patojen ajanların tamamını hücresel organ ve hücre
zarlarına hasar vermek suretiyle yok etkisiz hale getiren klor, klor dioksit,
ozon ve hidrojen peroksit ve türevleri yaygın bir şekilde temizlik ve
dezenfeksiyon işlemlerinde güvenle kullanılmaktadır.
Dirençli bakteri ve sporlarına, paraziter kist ve
ookistlerine uygulanan yöntemler ile yüksek düzeyde başarı elde edilmektedir.
Depo yüzeylerine uygulanan dezenfektanların etkisi ortam sıcaklığı ve yüzey Ph
ile direk bağlantılıdır. Teknik ekibin bilgi ve donanımı bu noktada çok
önemlidir.