KİRLİ SU DEPOLARI

KİRLİ SU DEPOLARI

Gelişmekte olan ülkelerde hastalıkların yaklaşık % 80 ‘inin su ile ilişkili olduğu ortaya konmuştur. Suyla insanlara geçebilecek patojenler arasında çeşitli bakteriler, bağırsak parazitleri ve virüsler yer almaktadır.

Temizliği aksatılmış veya hiç yapılmamış kirli su depoları kaynaklı enfeksiyonlar arasında bakteriyel olanlardan Salmonella, Eschericha coli, Shigella, Vibrio cholerae ilk sıralarda yer almaktadır.


Bunun yanında Cryptosporidium, Giardia ve amipli dizanteri gibi paraziter enfeksiyonlar da su ile insanlara geçerek hastalık meydana getirmektedir. Hepatit A ve Norwalk virüs gibi virüslerin de en önemli bulaşma yolları yine sudur.

Bazı alglerde oluşturdukları toksinler nedeniyle su kaynaklı hastalıklara neden olabilmektedirler.

 

Salmonella Typhi’ nin neden olduğu tifo su kaynaklı enfeksiyonlar içinde oldukça sık gözlenmektedir. Dünyada her yıl tahminen 16 milyon insanın tifodan etkilendiği ve bunların 600.000’inin ölümle sonlandığı bildirilmektedir.

 

Sistemik özellikteki tifo einfeksiyonlarında klinik semptomlar 1-4 hafta arasında sulu diyare, konstipasyon, yüksek ateş, bulantı, karın ve baş ağrısı ile ortaya çıkar.

 

Kimyasal parametrelerden amonyak, nitrit ve organik maddeler için sarf edilen oksijen miktarı, mikrobiyolojik parametrelerden E. coli, enterokok ve koliform bakterilerin düzenli aralıklarla izlenmesi gerekmektedir.

 

Hızlı nüfus artışının gerçekleştiği kentlerde ve dağınık yerleşimlerden dolayı içme ve kullanma suyunun temini için, su depoları çözüm olarak görülmektedir. Çeşitli boyut ve niteliklerde üretilen depoların kirliliği ise göz ardı edilmektedir.

Kirli Su Depoları insan sağlığı için büyük bir tehdit oluşturmaktadır.

Bu depolar şehir şebeke suyunun uygun arıtmalardan geçirilip bekletildiği çok büyük tonajlı olabileceği gibi; kamu kurum-kuruluşlarında, endüstriyel-ticari alanda ve insan hayatının idame edildiği konut ve binalarda kullanılan büyüklü küçüklü binlerce farklı boyutta su depoları da olabilmektedir.

 

Suların dezenfeksiyonunun tam olarak yapılmadığı veya klorlanmadığı Latin Amerika ülkelerinde 1991 yılının Ocak ayında ortaya çıkan kolera salgını 1997 yılına kadar 1.3 milyon kişinin hastalanmasına ve bunlardan 12000’inin ölmesine neden olmuştur.

 Depolara temiz bir şekilde gelen şehir şebeke suyunun depoda uzun bir süre bekletilmesi suyu kirleten önemli faktörlerden biridir. Şebeke suyunda mevcut klor belirli bir süre sonra aktivitesini kaybetmekte ve deponun içerisinde yoğun bir şekilde mikrobiyolojik faaliyetler görülmektedir.

 

Kirli Su Depolarından kaynaklanan şikayetlerin artması ve sağlık problemlerinin yaşanması durumunda bunların kontrolü yapılmalı depoların durumu izlenmeli ve yetkili merciler bu konuda gerekli çalışmaları yürütmelidir.

 

Su depolarının kontrol altında tutulması için sadece temizlik ve dezenfektesinin yapılması yeterli değildir. Dezenfekte sonrasında belirli periyotlarla mutlaka suyun niteliği izlenmeli ve numuneler alınarak deponun içme-kullanma suyu niteliğini sağlayıp sağlamadığı kontrol edilmelidir.



Su numuneleri donanımlı laboratuvarlarda uzman kişilerin gözetimi altında analizlenerek, rapor hakkında ilgili kişiler bilgilendirilmelidir. Laboratuvarda yapılan analizlerde özellikle fiziksel (renk, koku ve tortu), kimyasal ve mikrobiyolojik (toplam koliform bakteri) parametrelerin tayini yapılarak suyun sağlık açısından uygunluğu sağlanmalıdır.

 

Kirli Su Depoları  sebebiyle tifo, dizanteri, kolera, hepatit ve lejyonella gibi birçok hastalık insan vücuduna geçmektedir.

Kirli Su Depolarındaki  sular içilmese dahi farklı amaçlar için; sebze meyvelerin yıkanması, banyo ve tuvalette kullanımı, diş fırçalamada, çamaşır ve bulaşık yıkamada kullanılmaktadır.

 

Uzun bir süre temizlik ve bakımı yapılmamış depolarda çamur balçık gibi organik atıklar ve özellikle ağaç köklerinin oluşturduğu atıklar tespit edilmektedir. Ağaç kökleri özellikle beton depoların yüzeyinden girerek tüm depoyu kaplayabilmektedir ve depo yüzeyinde çatlaklar oluşturabilmektedir.

 

Bu durum özellikle hastanelerin su depolarında tespit edilmiştir. Ağaç köklerinden kaynaklanan humik asit sudaki mevcut klorla etkileşime girerek suda istenmeyen ve kanserojen etkiye sahip trihalometanların oluşumuna neden olmaktadır.

Ayrıca su depolarında görülen pas ve kum tanecikleri, hidrofor, arıtma cihazı, çamaşır ve bulaşık makinelerini tahrip ederek bozmaktadır.

 

Basit bazı kuralların uygulanmasıyla bile yüksek kalitede suyun korunması ve depolanması garanti altına alınabilir. Bu kurallardan biri de kaynağından klorlu bir şekilde gelen hiçbir kirletici içermeyen suyun depolarda kontrolünü ve denetimini yapmaktır.

 

 Depolarda muhafaza edilen içme- kullanma sularının sağlığa uygun bir şekilde kullanılması için bakım-onarım-temizlik-dezenfekte hizmetini yapacak özel kuruluşların; standartlarla belirlenen kurallara bağlı olarak uzman kişilerce denetimi sağlanmalıdır.

 

Su Depoların dezenfektesinin sağlanması konusunda 10 yılı aşkın tecrübesi ile çözüm ortağınız TEKDEZ dezenfeksiyon ve izolasyon alanlarında teknik altyapısını, tecrübesiyle birleştirerek, konusunda uzman deneyimli kadrosu ile Türkiye genelinde sektöründe öncü firmalara hizmet sunmaktadır.

TEKDEZ kurulduğu günden bu yana müşterilerine hizmetin en iyisini sağlamakla birlikte kendisini sürekli geliştirmeyi ve yenilemeyi ilke edinmiştir

DİĞER BLOGLAR
Tekdez V.İ.P. hizmetlerinin kalite yönetim sisteminin İSO 9001 standartlarına uygun olduğu belgelendirilmiştir.
Tüm hakları firmamıza aittir.
Hizmetlerimizde teorik ve pratik eğitim alarak Tekdez firmasını temsil etmekteyiz.
© Copyright 2004 | 2019